Boris Vian'ın 1947 yılında yayınlanan Günlerin Köpüğü isimli unutulmaz kitabı, fransız sinemacı Michel Gondry tarafından sinemaya uyarlandı. Meraklılarının sabırsızlıkla beklediği bu film sonunda İstanbul sinema salonlarında izleyicileriyle buluştu.
Jazz müziğinin arka fonda olduğu değişik bir atmosferde geçen film, Colin ve Chloé'nin aşk hikayesini şiirsel bir dilde anlatmaktadır, metaforik öğelerle bezeli olan kitabın aslına tamamı ile sadık kalabilmeyi başarabilmiştir yönetmen.
Boris Vian'ın rengarenk dünyasının ürünü, aşk hikayelerinin en dokunaklılarından biri olan Günlerin Köpüğü ile hâlâ tanışmadıysanız geç kalmış sayılmazssınız.
Bu unutulmaz kitap okulumuz medyateğinin raflarında sizleri beklemektedir!!!
Kendi kendine, çalışmadan yaşayacak kadar paraya (romanın dilinden konuşmak gerekirse dublezona) sahip olan Colin büyük aşkı Chloé ile tanışıp evlenir. Mutlu, güneşli, tasasız hayatları balayı sırasında Chloé’nin ciğerlerine yerleşen bir nilüfer taneciği nedeniyle çöküşe geçecek, insanlar bir haftada 10 yaş yaşlanmaya (gerçek anlamda), evleri hastalıktan başka bir şey düşünmeyen kafalarının içi gibi gittikçe daralmaya, paraları suyunu çektikçe hayatları tüm rengini ve parlaklığını yitirmeye başlayacaktır. Chloé’nin ciğerlerindeki nilüferi iyileştirmenin tek yolu onu sürekli taze çiçeklerle avutmaktır. Ancak Colin’in emekleri yeterli olmaz… Chloé ölür, hastalık süresince gittikçe daralan ve küçülen ev kendi kendini yerle bir eder, sevgilisine iyi bir cenaze töreni bile sağlayacak parası kalmayan Colin günlerini bir nilüferin arada bir görünüp kaybolduğu bir göletin başında, nilüferi vurmaya çalışarak geçirir. Evin tatlı faresiyse kendisini yemesi için bir sokak kedisini ikna edip intihar eder.
Ecrire un commentaire - Voir les 0 commentaires



